<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Gökkuşaği Projesi</title>
	<atom:link href="http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com</link>
	<description>xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 06:22:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='gokkusagiprojesi.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Gökkuşaği Projesi</title>
		<link>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/osd.xml" title="Gökkuşaği Projesi" />
	<atom:link rel='hub' href='http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Satın aldığımız gıdalarla nasıl zehirleniyoruz?</title>
		<link>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/11/09/satin-aldigimiz-gidalarla-nasil-zehirleniyoruz/</link>
		<comments>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/11/09/satin-aldigimiz-gidalarla-nasil-zehirleniyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 06:22:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/?p=155</guid>
		<description><![CDATA[Satın aldığımız gıdalarla nasıl zehirleniyoruz? To: *&#8221;Aman ne yapalım atın ölümü arpadan olsun!&#8221;, &#8220;Zaman böyle kardeşim o kadar da ince elenmez ki&#8221;, &#8220;Bu zamanda başka seçenek mi var, aç mı kalalım?&#8221; sözleriyle lütfen kendimizi haklı çıkarmaya çalışmayalım. Uyanın artık, kendinizin ve ailenizin zehirlenmesine izin vermeyin!* Satın aldığımız gıdalarla nasıl zehirleniyoruz? Sağlıklı beslendiğimize emin misiniz? Nerede [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=155&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Satın aldığımız gıdalarla nasıl zehirleniyoruz?<br />
To:<br />
*&#8221;Aman ne yapalım atın ölümü arpadan olsun!&#8221;, &#8220;Zaman böyle kardeşim o kadar<br />
da ince elenmez ki&#8221;, &#8220;Bu zamanda başka seçenek mi var, aç mı kalalım?&#8221;<br />
sözleriyle lütfen kendimizi haklı çıkarmaya çalışmayalım. Uyanın artık,<br />
kendinizin ve ailenizin zehirlenmesine izin vermeyin!*<br />
Satın aldığımız gıdalarla nasıl zehirleniyoruz?</p>
<p>Sağlıklı beslendiğimize emin misiniz? Nerede kaldı meralarda otlamış<br />
hayvanların sütleri, onların sütlerinden yapılan peynir, tereyağı, kaymak,<br />
yoğurt&#8230; Nerede kaldı özgür tavuklar ve yumurtaları&#8230; İnsanlar dört duvar<br />
arasına hapsolup, modernlik adı altında yaşantımız tabiattan uzaklaştıkça<br />
yediklerimiz de yapaylaştı!</p>
<p>Tek başına yendiğinde zararları yok gibi görünen ama hepsi birlikte toplanıp<br />
hesaplandığında korkunç sonuçlar doğuran gıda katkı maddelerine karşı<br />
kendimizi ve ailemizi korumak mümkün. Alışverişlerde etiketleri dikkatli<br />
okuyarak, marka ve reklama değil, içindekilere bakmak, mümkün olduğunca<br />
yöresel doğal ürünleri veya organik gıdaları tercih etmek, yemekleri<br />
anneannelerimizin yöntemleriyle pişirmek sağlıklı yaşamın anahtarı olabilir&#8230;<br />
Biz sağlıklı yaşamak istersek çözüm her zaman her yerde var&#8230;</p>
<p>İşte mutfaklarda hanımların elinin altından eksik olmayan ve sofralarda<br />
hemen her öğün tüketilen, en zararlı olarak tanımlanan gıda katkı maddeleri<br />
ve sebep oldukları hastalıklar. Önce bu maddeleri iyi tanıyıp, kendimiz ve<br />
ailemizi bu maddelerden korumaya ne dersiniz?<br />
E310 Propyl Gallate</p>
<p>Bu koruyucu, katı ve sıvı yağların bozulmasını önlemek için<br />
kullanılmaktadır.</p>
<p>Bitkisel yağlarda, et ürünlerinde, dilimlenmiş patateslerde, hazır<br />
çorbalarda ve sakızlarda koruyucu katkı maddesi olarak kullanılmaktadır.<br />
Çoğunlukla BHA ve BHT katkı maddeleri ile birlikte kullanılır. Kansere sebep<br />
olabilir. Gastrit ve cilt tahrişine neden olabilir, kandaki hemoglobine<br />
zarar verdiği için bebek ve küçük çocuk gıdalarında izin verilmemiştir.<br />
E320 BHA ve E321 BHT</p>
<p>Butillenmiş hidroksianisol(BHA) ve Butillenmiş hidroksitoluen(BHT) katı ve<br />
sıvı yağların bozulmasını, küflenmesini önlemek için kullanılmaktadır.</p>
<p>Tahıl ve ürünlerinde, sakızlarda, bitkisel yağlarda, patates cipslerinde,<br />
tazeliğini muhafaza etmek için bazı paketlenmiş gıda maddelerinde<br />
kullanılmaktadır. Yapılan bazı çalışmalarda bu katkı maddesinin farelerde<br />
kansere sebep olduğu bildirilmiştir. Bebe mamalarında izin<br />
verilmemiştir, *alerjik<br />
reaksiyon yapabilir, hiperaktiviteye, kanserojen, östrojen etkilere ve diğer<br />
olumsuzluklara sebep* *olabilir.* Tükettiğiniz ürünlerin etiketinde bu katkı<br />
maddesinin kullanıldığı bilgisi varsa, bu katkı maddesini içermeyen bir<br />
başka marka ürünlere yönelmeniz sağlığınız için daha uygun olacaktır.<br />
E924 Potassium Bromate</p>
<p>Bu katkı maddesi ekmek ve unlu gıdalarda hacim artırmak ve daha güzel<br />
ekmekiçi yapısı oluşturmak için kullanılmaktadır.<br />
Bromat hayvanlarda kansere sebep olmaktadır. Bromat ABD ve Japonya dışında<br />
bütün dünyada yasaklanmıştır.<br />
E621Monosodium glutamate (MSG)</p>
<p>MSG, hazır çorbalar, salata sosları, sucuk, salam, sosisler, tütsülenmiş<br />
balık, patates cipsleri gibi pekçok paketlenmiş gıda maddelerinde lezzet<br />
artırıcı olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>Bir yazar ve sinir hastalıkları uzmanı olan Dr. Russell Blaylock&#8217;a göre; *ani<br />
kalp ölümleri ile (özellikle sporcularda) ve MSG ve yapay tatlandırıcılar<br />
gibi katkı maddelerin sebep olduğu eksitotoksik hasarlar arasında bir bağ<br />
bulunmaktadır.* Eksitotoksinler bir gurup heyecan artırıcı, uyarıcı amino<br />
asitlerdir ki, bunlar hassas sinir hücrelerinin ölümüne sebep olabilir.</p>
<p>Pekçok tüketici de MSG&#8217;nin hastalık yapıcı etkisini bizzat yaşamışlardır.<br />
MSG içeren gıdaları yedikten sonra ortaya çıkan bu rahatsızlıklar, baş<br />
ağrısı, mide bulantısı ve kusmadır. *Birçok üründe MSG kullanımı maalesef<br />
gizli yapılmakta etikette gösterilmemektedir. Eğer güvenli bir katkı maddesi<br />
ise üreticiler neden gizlerler?*<br />
E951 Aspartame (Equal, NutraSweet)</p>
<p>Bu yapay tatlandırıcılar diyet soda, diyet gıdalar ve düşük kalorili<br />
gıdalarda kullanılmaktadır.<br />
1970 li yıllarda yapılan çalışmalarda farelerde beyin tümörüne sebep olduğu<br />
belirtilmiştir. 2005 de yapılan en son araştırmalar küçük dozlarda bile<br />
farelerde beyin tümörleri ile birlikte lenf ve kan kanseri meydana<br />
getirdiğini ortaya koymuştur.</p>
<p>Aspartama duyarlı insanlar, tüketimden sonra başağrısından, baş dönmesinden<br />
ve hallusinasyondan ızdırap çekebilirler. Aspartama duyarlı olan kişilerde<br />
anjioödeme veya göz kapaklarında, dudaklarda, ellerde veya ayaklarda şişmeye<br />
neden olur.<br />
E950 Acesulfame-K</p>
<p>Asesulfam-K normal şekerden 200 defa daha tatlıdır.<br />
Fırın ve pasta ürünlerinde, sakızlarda, jelatinli şekerlemelerde ve<br />
meşrubatlarda kullanılmaktadır. İki fare araştırmasında bu maddelerin *kansere<br />
*sebep oldukları ve diğer çalışmalarda ise bu katkı maddesinin<br />
güvenirliğinin bulunmadığı ispatlanmaktadır.<br />
Olestra</p>
<p>Olestra, Olean markası ile krakerlerde ve patates cipslerde katı yağ yerine<br />
kullanılmaktadır. Bu sentetik katı yağ vücut tarafından emilememektedir. Bu<br />
madde ishal, bağırsak gevşekliği, karın ağrıları, beden gücünün azalması ve<br />
gazlanmaya sebep olabilir.<br />
E250-E251 Sodium Nitrite (Sodium Nitrate)</p>
<p>Sodyum nitrit veya sodyum nitrat sucuk, salam, sosislerde, hazır et<br />
yemeklerinde, tütsülenmiş balıklarda, tuzlanmış bifteklerde ve diğer<br />
işlenmiş etlerde koruyucu, renk verici ve lezzet verici olarak<br />
kullanılmaktadır.</p>
<p>Bu katkı maddeleri, nitrosaminler denilen *kanser* oluşturucu kimyasalların<br />
oluşumuna yol açarlar. Bazı çalışmalar, tüketilen konserve etler ve nitrit<br />
ile insanlarda oluşan kanser arasında bir bağın olduğunu göstermiştir.<br />
Nitritler *nefes daralması, baş dönmesi ve baş ağrısı* ile sonuçlanabilecek<br />
rahatsızlıklara sebep olduğu bildirilmektedir. Bebek ve küçük çocukların<br />
gıdalarında kullanılması kesinlikle yasaktır.<br />
E220-E228 Sülfitler</p>
<p>SO2, sülfitleyici maddeler (Sülfür dioksit, sodyum veya potasyumsülfit,<br />
bisülfit, metabisülfit) olarak da bilinirler.<br />
Gıda koruyucusu olarak ve fermente içeceklerin kaplarında kullanılırlar.<br />
Fırınlanmış ürünler, çaylar, çeşniler, deniz ürünleri, reçeller, jöleler,<br />
kurutulmuş meyveler, meyve suları, konserve ve suyu alınmış sebzeler,<br />
dondurulmuş patates ve çorba karışımlarında ve içeceklerde bulunurlar.</p>
<p>Sülfitler göğüste sıkışma, kurdeşen, karında kramp, ishal, kan basıncı<br />
düşmesi, başta yanma hissi, halsizlik, nabız hızlanması gibi bulgulara neden<br />
olur. Ayrıca sülfitler, bunlara duyarlı astımlılarda astım atağını<br />
tetikleyebilir.</p>
<p>Birçok restoranın salata barında yüksek düzeyde sülfit mevcuttur.<br />
E210-E219 Benzoatlar</p>
<p>Benzoatlar, muz, kek, hububat, çikolata, soslar, katı ve sıvı yağlar,<br />
meyankökü, margarin, mayonez, süt tozu, patates tozu ve kuru maya gibi bazı<br />
gıdaların işlenmesi sırasında gıda koruyucusu olarak kullanılır.</p>
<p>Fırın mamulleri, peynir, sakız, çeşni, dondurulmuş mandıra ürünleri, yumuşak<br />
şeker gibi gıda ürünlerinde, kozmetik ürünlerde, diş macunlarında<br />
eczacılıkta ağız yoluyla alınan birçok ilaçta, öksürüğe karşı antiseptik ve<br />
mantara karşı merhem yapımında kullanılır. *Astıma, sinirsel bozukluğa ve<br />
çocuklarda hiperaktiviteye, kurdeşene neden olabilir; astımı<br />
ağırlaştırabilir. *</p>
<p>Bu gurubun önemli bir kısmını parabenler oluşturur. Parabenler gıda,<br />
kozmetik ve ilaçlarda koruyucu olarak kullanılırlar. Metil, etil, propil,<br />
butil paraben ve sodyum benzoat bunlara örnektirler. Bu maddelere duyarlı<br />
kişilerde alındıklarında, ağır cilt bulguları veya deride kızarıklık,<br />
şişlik, kaşıntı ve ağrıya neden olurlar.</p>
<p>İngiltere&#8217;de yapılan son araştırmalarda ise parabenlerin kullanıldığı<br />
ürünleri tüketen ve göğüs kanserine yakalanmış insanların kanserli<br />
dokularında paraben kimyasallar bulunmuştur. Bu parabenlerin, parfüm,<br />
deodorant, krem, güneş yağları, çeşitli makyaz ürünleri ve diş macunu<br />
kullanımı ile cilten absorbe edilerek vücuda girişinin sağlandığı<br />
anlaşılmıştır. Dokulara yerleşen parabenler östrojen hormonlarını artırarak<br />
dengeyi bozmakta ve kanser tümörleri oluşmaktadır.</p>
<p>Bu bulgulardan sonra yukarıda ismi geçen ürünlerin paraben içeren<br />
çeşitlerinden şiddetle kaçınılması sağlığımızın bir gereği olmalıdır.<br />
Hydrogenated Vegetable Oil (Hidrojene edilmiş bitkisel yağ)</p>
<p>Margarinler gıda katkı maddesi olmadığı halde burada zikretme ihtiyacı<br />
duyduk. Zira margarinler burda zikri geçen katkı maddelerinden de daha büyük<br />
tehlikeler arzetmektedir.</p>
<p>Hidrojene edilmiş bitkisel yağları yapmak için kullanılan proses, kalp<br />
rahatsızlıklarını ve şeker hastalığını teşvik eden trans yağlarını husule<br />
getirmektedir. &#8220;The Institute of Medicine&#8221; tüketicilerin trans yağları<br />
mümkün mertebe çok küçük miktarlarda tüketmelerini önermektedir.<br />
Etiketlerinde margarin ve bitkisel katı yağları içeren krakerler, kuru<br />
pasta, bisküvi, pasta ürünleri, salata sosları, ekmek ve benzeri ürünleri<br />
tüketmekten kaçınmalısınız. Bunlar ekseriya ürünün raf ömrünü uzatmak,<br />
lezzetini sabit tutmak ve ucuza mal etmek için kullanılmaktadır.<br />
E102 Tartrazin</p>
<p>Renklendirici; Kekler, şekerlemeler, konserve sebzeler, peynirler, sakızlar,<br />
sosis, dondurma, portakallı içecekler, salata sosları, mevsim salataları,<br />
tatlı, reçel, unlu gıdalar, çerez, konserve balık, hazır çorbalar, alkolsüz<br />
meşrubatlar ve ketçap gibi bazı gıdalar tartrazin içerirler.<br />
Tartrazin duyarlı insanlarda kurdeşen veya astım ataklarına neden olabilir;<br />
tiroid tümörü, kromozom hasarı, hiperaktivite ve aspirin duyarlılığı gibi<br />
rahatsızlıklara sebep olabilir; Norveç ve Avusturya&#8217;da yasaklandı.<br />
E133 Blue 1 ve Blue 2 (Brilliant blue FCF)</p>
<p>Renklendirici; sentetik kömür katranından üretiliyor; mandıra ürünleri,<br />
tatlılar ve içeceklerde kullanılır; farelerde beyin tümörüne sebep olmuştur.<br />
Çocukların tüketmesi tavsiye edilmiyor, Belçika, Fransa, Almanya, İsviçre,<br />
İsveç, Avusturya ve Norveç&#8217;te yasaklandı.<br />
E127 Red 3(Erythrosine)</p>
<p>Renklendirici; kiraz ve vişne, konserve sebze, muhallebi, tatlı, pasta,<br />
bisküvi ve çerezlerde kullanılır; ışığa karşı duyarlılığa ve tiroid hormonu<br />
seviyesini arttırıp hipertiroidizm&#8217;e neden olabilir; farelerde yapılan<br />
çalışmada tiroid kanserine neden olduğu saptanmıştır; Avustralya, Amerika ve<br />
Norveç&#8217;te yasaklandı.<br />
E110 Yellow 6 (Sunset Yellow, FCF, Orange Yellow S)</p>
<p>Sentetik bir renklendiricidir; unlu gıdalar, pasta, tatlı, çerez, dondurma,<br />
içecek ve konserve balık, hazır çorba ve bazı şurup cinsi ilaçların<br />
üretiminde kullanılır; yan etkileri kurdeşen, rinit (burun akması), burun<br />
tıkanıklığı, alerji, hiperaktivite, böbrek tümörü, kromozom hasarı, karın<br />
ağrısı, bulantı ve kusma, hazımsızlık ve iştahsızlıktır; Norveç&#8217;te<br />
yasaklanmıştır.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/155/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/155/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/155/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/155/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/155/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/155/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/155/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/155/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/155/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/155/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/155/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/155/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/155/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/155/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=155&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/11/09/satin-aldigimiz-gidalarla-nasil-zehirleniyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1ce05f3465c176a10e2b9704c4604710?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erol2009</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>GDO &#8211; Satılık Bilim İnanları Aranıyor</title>
		<link>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/10/28/gdo-satilik-bilim-inanlari-araniyor/</link>
		<comments>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/10/28/gdo-satilik-bilim-inanlari-araniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Oct 2009 16:19:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/10/28/gdo-satilik-bilim-inanlari-araniyor/</guid>
		<description><![CDATA[TAYFUN ÖZKAYA&#8217;NIN GEÇEN AY KALEME ALDIĞI ve GDO&#8217;lu ÜRÜNLER İÇİN HENÜZ İZİN VEREN YÖNETMELİK KABUL EDİLMEDEN ÖNCE KI YAZISI Pazartesi, 28 Eylül 2009 Gazetelerde bu başlıkla bir ilan görmüyorsunuz şüphesiz. Ancak satılmak için can atan epeyce bilim insanı var. Bunlar beyinlerini kiralamak istiyorlar. Fakültemizde genç bir araştırma görevlisi bana “hocam, biz kendimizi iyi satamıyoruz” demişti. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=154&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TAYFUN ÖZKAYA&#8217;NIN GEÇEN AY KALEME ALDIĞI ve GDO&#8217;lu ÜRÜNLER İÇİN HENÜZ İZİN VEREN YÖNETMELİK KABUL EDİLMEDEN ÖNCE KI YAZISI</p>
<p>Pazartesi, 28 Eylül 2009</p>
<p>Gazetelerde bu başlıkla bir ilan görmüyorsunuz şüphesiz. Ancak satılmak için can atan epeyce bilim insanı var. Bunlar beyinlerini kiralamak istiyorlar. Fakültemizde genç bir araştırma görevlisi bana “hocam, biz kendimizi iyi satamıyoruz” demişti. Söylediğini “kendimizi tanıtamıyoruz” şeklinde olumlu yönden algılayabilirsek de epeyce öğretim üyesinin isteği düpedüz satıştır. Ben de “kendimizi satışa çıkardığımızı hatırlamıyorum” demiş idim.<br />
Cinselliğini kiralayan kadınlar en fazla kendilerine zarar veriyorlar. Beynini kiralayan bir bilim insanı ise milyonlarca insana zarar verebilir, hatta öldürebilir.</p>
<p>Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) bu konuda ilginç bir örnek oluşturuyor. Geçen yıl Adana’lı büyük toprak sahipleri GDO’lu pamuğa çok özenmişlerdi. Hükümet de GDO’yu çıkaracağı “biyo-güvenlik yasası” içine alarak serbest bırakacağını açıkladı. Şimdilik konu uyutuluyor. Vazgeçtiklerini sanmam.</p>
<p>GDO’lu pamuk Hindistan’da ekildi ve çok zararları oldu. Ancak dünya kamuoyuna GDO’lu pamuğu kabul ettirmek için neler yaptılar, buna bir bakalım. Gelin BGST Yayınlarından geçenlerde Türkçe’ye de çevrilen Vandana Shiva’nın “Yeryüzü Demokrasisi” kitabına göz atalım:</p>
<p>“Hindistan’da GD pamuğun başarısızlığı üzerine, en azından 20 adet bağımsız araştırma yapılmıştır. Bilim Teknoloji ve Ekoloji Araştırmaları Vakfı, Tarımsal Araştırma Enstitüsü ve Hindistan Tarım Bakanlığının bu konuda araştırmaları vardır. Üretilen tüm veriler birbiriyle uyumludur, çünkü çiftçilerin arazilerinde olup bitenleri yansıtmaktadır. Fakat uluslararası mecrada okuyabileceğiniz tek çalışma Science Dergisinde Bonn ve Berkeley’den iki bilim insanı (Quaim ve Zilberman) tarafından yazılan ve yüzde %80 verim artışı olduğunu iddia eden bir araştırmadır. (Science 299, no:5608, 7 Şubat 2003, s.900–902) Bu bilim insanları ekim mevsiminde hiç Hindistan’a uğramadılar. Şirket (evet, evet; aklınıza gelen o büyük tohum şirketi) kendilerine veri temin etti ve onlar da bunu yayınladılar. Hindistan’da GD pamuk dönüm başına 370 kilogram verim vaat etmişti… Oysa dört eyalette ortalama verim 50 kilodur. Dekara 1500 rupi zarar ettiler… Sonuç on binlerce pamuk çiftçisinin intiharıdır” (sayfa 53 ve 60)</p>
<p>Şimdi soralım. On binlerce çiftçinin ölümünde bu bilim insanlarının rolü yok mudur? Görüyoruz ki asıl tehlikeli olanlar, seks işçileri değil, beyinlerini kiralayan sahte bilim insanlarıdır.</p>
<p>İktisatçılar da bu beyin kiralama işinde dünyada ve ülkemizde çok ileri gitmişlerdir. Pamuk örneğinden devam edelim. ABD devletinin vergi ödeyenlerin kesesinden pamuk çiftçilerine verdiği yıllık 4 milyar dolarlık primler sayesinde pamuk ihracatçısı ABD firmaları pamuğu maliyetinin altında çiftçilerden satın alıp, gene bu maliyetin altında, ancak büyük kârlarla dünyaya satıyorlar. Bunun sonucu dünya pamuk fiyatları düşüyor. Amerikan pamuk üreticilerinin çoğunluğu da bu politikada kaybedenler tarafındadır. Bu haksız rekabet yüzünden, Amerikalı çiftçilerden daha şansız olan Türkiyeli pamuk üreticilerimizin çoğu ekimden vazgeçtiler. Türkiye her yıl bir milyar dolara yakın değerde pamuk ithal ediyor. Ancak durumları bizim çiftçilerimizden de vahim olanlar var. Batı Afrika’da da pamuk çiftçileri düşen fiyatlar nedeniyle pamuk ekemiyorlar. Açlıktan düpedüz ölüyorlar. Dış satımları çoğunlukla pamuğa bağlı olan bu ülkeler ekonomik sorunlar içinde kıvranıyor. Neo liberal sistemi destekleyen hem dünyada hem ülkemizde güya bilim insanları var. Karşılığında yüksek telif ücretli uyduruk araştırmalar yapıyorlar. Bunlardan istenilen asıl şey ise beyinlerini sisteme kiralamalarıdır. Ellerine baksınlar. Kanları görebiliyorlar mı acaba? </p>
<p>Prof. Dr. Tayfun Özkaya<br />
tayfun.ozkaya@ege.edu.tr</p>
<p>Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi<br />
Tarım Ekonomisi Bölümü<br />
Bornova 35100<br />
İzmir </p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/154/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/154/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/154/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/154/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/154/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/154/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/154/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/154/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/154/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/154/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/154/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/154/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/154/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/154/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=154&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/10/28/gdo-satilik-bilim-inanlari-araniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1ce05f3465c176a10e2b9704c4604710?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erol2009</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yavaş Şehirler</title>
		<link>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/10/25/yavas-sehirler/</link>
		<comments>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/10/25/yavas-sehirler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 12:00:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sürdürülebilir Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/?p=150</guid>
		<description><![CDATA[Her şey, 1986’da Roma’daki İspanyol Merdivenleri’nde yapılan Mc Donalds açılışının, Carlo Petrini önderliğindeki grup tarafından tabaklar dolusu İtalyan makarnası fırlatılarak protesto edilmesiyle başladı. O andan itibaren daha yavaş ve anlamlı akmaya başlayan zaman, adına “slow food” denilen ve doğaçlama şekillenen karşı hareket ile giderek yaygınlaştı ve ilerleyen yıllarda yalnızca gıda üzerine değil, yaşam, yolculuk, eğitim, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=150&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://gokkusagiprojesi.files.wordpress.com/2009/10/slow-cities.jpg?w=468" alt="slow cities" title="slow cities"   class="alignright size-full wp-image-152" />Her şey, 1986’da Roma’daki İspanyol Merdivenleri’nde yapılan Mc Donalds açılışının, Carlo Petrini önderliğindeki grup tarafından tabaklar dolusu İtalyan makarnası fırlatılarak protesto edilmesiyle başladı. O andan itibaren daha yavaş ve anlamlı akmaya başlayan zaman, adına “slow food” denilen ve doğaçlama şekillenen karşı hareket ile giderek yaygınlaştı ve ilerleyen yıllarda yalnızca gıda üzerine değil, yaşam, yolculuk, eğitim, okuma, para ve türlü başka alanlarda da ortak bir “yavaşlık” felsefesinden beslenen bir akım halini aldı. Ünü ve etkisi İtalya sınırlarını aşan Slow Food temelli yavaş akımı, en heyecan yaratan etkiyi 1999’da başlatılan Citta Slow, yani Yavaş ?ehir hareketi ile sağlamaya başladı. Slow Food böylece daha kapsayıcı, daha enerjik ve daha örgütlüydü. Hem de yavaşlığından hiç ödün vermeden…</p>
<p>İLK YAVAŞ ŞEHİRDEN BUGÜNE…<br />
Citta Slow, yarı İtalyanca yarı İngilizce bir terim olsa da, çıkış yeri İtalya’daki Toscana bölgesinde bulunan Chianti şehri. 1999’dan bugüne sayıları ve yer aldıkları ülke coğrafyaları giderek artan yavaş şehirler, ortak bir manifestoya uymak ve yavaş şehir olabilme kriterlerini taşımak zorunda. Kaynağını doğal ve geleneksel yaşamın korunması ve sürekliliğinin modern yaşama bütünüyle karşı gelmeden sağlanması düşüncesinden alan yavaş şehir hareketi, 50’den fazla kriteri ve ortak yavaş hareket manifestosu ile az nüfuslu, yaya ve insan öncelikli, motorlu araçları sınırlı, yenilenebilir enerjiye yakın, fosil yakıtlara uzak, yöresel tat ve ürünlerini kendince üretip yine kendi pazarında satabilen, genetiğiyle oynanmamış gıdaları yeğleyen, tüketimi geri dönüştürebilen, alternatif ve ekolojik turizme yakın duran, yerele özgü, küresel alışveriş zincirlerine vurulmamış şehirlerin makbul olduğunu kabul ediyor. Bu kabul pek çetrefilli gibi görünse de, İtalya’da başladığı yıllardan bu güne başta Avrupa olmak üzere, çeşitli kıtalarda onlarca ülkede (İngiltere, Almanya, Avustralya, Portekiz, Polonya, Belçika, Norveç, Hollanda, İspanya, Türkiye, Güney Kore… vd) yavaş şehir statüsü ve salyangoz logosu kazanan ya da aday statüsünde olan şehirlerle sürekli kendini yavaşlatan bir hızda ilerliyor. Türkiye’nin yüzünü güldüren tek atılımsa, İzmir’in Seferihisar ilçesinden gelen yavaş şehir adaylık başvurusu oldu bu süreçte. İlçe, hummalı bir şekilde daha da yavaşlamak için gereken koşulları sağlamaya uğraşıyor şimdilerde.<br />
Yavaş şehir olabilme kuralları arasında en belirleyici olanları, nüfusun 50.000’i geçmemiş olması, doğal çevrenin korunabilirliği, kültürel ve sosyal geleneklerin yaşatılabilmesi ve buna uygun yaşam biçimlerinin varlığı, sürdürülebilir enerji kullanımıyla yerelde ve yerel halkın üretimiyle sağlıklı gıdaların üretilip-tüketilmesi, kent merkezlerine taşıt trafiğinin sokulmaması ve büyük alışveriş mağazalarının-markalarının kent merkezlerinde yer almaması ve üretimde bulunmaması, yöreye özgü yemek kültürlerinin dolaşımda olması ve tüm bu yerinde ve özgün kimlik özelliklerini yansıtan, aceleye gelmeyen bir yaşamı benimseyecek insan varlığının, kaynaşma-misafirperverlik alışkanlıklarının yaşatılması…</p>
<p>YAVAŞ ŞEHİR DEĞİLSEN…<br />
Bu kuralların neyi istemediğinin yanıtıysa son derece kolay. Bir an durup, sadece içinde yaşadığımız şehir hayatlarına bir göz atmamız, herhangi bir günümüzü hangi hızda ve ne şekilde yaşadığımızı, hayatı ne kadar özgün ve ne kadar yapay tattığımızı anlamaya çalışmamız bu sorunun yanıtını vermek için yeterli sayılmaz mı? Günümüzde her an bir yerlere yetişme telaşının, ondan inip buna binmenin, arada hızlıca yemek yemenin ve gerçekte ne yediğini bilmemenin; ayağı toprağa değmeyen çocuklukların, kentlere yığılmanın, arka bahçede bostan ekmeden, çamaşır asmadan ve kapı komşusunu bilmeden yaşamanın; aşkların ve ayrılıkların bile yüz yüze olmaktan çıkıp sanal ortamda geçirilen mesailerde halledilmesinin, duyguların ve ilk heveslerimizin… bütün bir yaşam biçimimizin başkalarınca dayatılan bir düzene ayak uydurmasının ve tek kelimeyle edilgenliğin üstün geldiği bir dönemde yavaş şehirler ve barındırdığı diğer tüm yavaşlıklar bizi, aceleye gelmeyen ve hızından yanlışlığını fark edemediğimiz suni bir yaşamla mücadeleye ve yeniden düşünmeye çağırıyor. Yavaş yavaş, sindire sindire ve yüz yüze. Yavaşa özlem şimdi başlıyor…</p>
<p>Kaynak: Birgün gazetesi/24.10.09 Çare Olgun Çalışkan </p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/150/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/150/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/150/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/150/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/150/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/150/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/150/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/150/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/150/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/150/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/150/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/150/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/150/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/150/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=150&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/10/25/yavas-sehirler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1ce05f3465c176a10e2b9704c4604710?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erol2009</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://gokkusagiprojesi.files.wordpress.com/2009/10/slow-cities.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">slow cities</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Sağlığımızı Tehdit eden Pet Şişe Suları</title>
		<link>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/10/13/sagligimizi-tehdit-eden-pet-sise-sulari/</link>
		<comments>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/10/13/sagligimizi-tehdit-eden-pet-sise-sulari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 16:34:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/?p=147</guid>
		<description><![CDATA[Avustralya&#8217;da birçok bölgede plastik şişe sularının satışı yasaklandı. İşte yasağın gerekçeleri&#8230; http://www.basaksehirrehberi.com/yasam/detail.asp?id=4445<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=147&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Avustralya&#8217;da birçok bölgede plastik şişe sularının satışı yasaklandı. İşte yasağın gerekçeleri&#8230; </p>
<p>http://www.basaksehirrehberi.com/yasam/detail.asp?id=4445</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/147/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/147/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/147/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/147/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/147/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/147/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/147/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=147&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/10/13/sagligimizi-tehdit-eden-pet-sise-sulari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1ce05f3465c176a10e2b9704c4604710?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erol2009</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İklim değişikliği fokları da vurdu</title>
		<link>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/10/07/iklim-degisikligi-foklari-da-vurdu/</link>
		<comments>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/10/07/iklim-degisikligi-foklari-da-vurdu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 07:59:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/?p=145</guid>
		<description><![CDATA[Orta Doğu Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsünün yürüttüğü çalışma kapsamında &#8221;kızıl ötesi&#8221; cihazlarla izlemeye alınan Akdeniz foklarının yaşam alanları ve göç hareketleri, aynı anda 40&#8242;a yakın mağarada incelenecek. ADANA &#8211; ODTÜ Erdemli Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Cemal Gücü, Akdeniz foklarının yaşamları ve korunmasıyla ilgili 14 yıl önce başlatılan çalışmaların kapsamlı olarak [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=145&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Orta Doğu Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsünün yürüttüğü<br />
çalışma kapsamında &#8221;kızıl ötesi&#8221; cihazlarla izlemeye alınan Akdeniz<br />
foklarının yaşam alanları ve göç hareketleri, aynı anda 40&#8242;a yakın<br />
mağarada incelenecek.</p>
<p>ADANA &#8211; ODTÜ Erdemli Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr.<br />
Ali Cemal Gücü, Akdeniz foklarının yaşamları ve korunmasıyla ilgili 14<br />
yıl önce başlatılan çalışmaların kapsamlı olarak sürdüğünü söyledi.</p>
<p>Aşırı avlanma baskısı, deniz kirliliği, kıyılardaki düzensiz<br />
yapılaşmalar ve turizm kaynaklı sorunların yanı sıra, son yıllardaki<br />
iklim değişikliğinin tüm deniz canlıları gibi fokları da olumsuz<br />
etkilediğini anlatan Gücü, şöyle konuştu:<br />
&#8221;Örneğin iklim değişikliği Akdeniz foklarının doğumunu yaklaşık 3 ay<br />
erteledi. Ağustostaki alışılagelmiş üreme zamanının ertelenmesi, kış<br />
aylarında daha yavru olan fokların yaşamlarını zorlaştırdı. Geçtiğimiz<br />
aylarda iki yavrunun kayalıklara çarparak ölmesi de bunun en açık<br />
göstergesi.&#8221;</p>
<p>Gücü, dünyada 34 tür arasında yer alan ve sayıları 500&#8242;ü bulan Akdeniz<br />
fokunun (Monachus Manachus) Türkiye kıyılarındaki popülasyonunun devam<br />
etmesi için başlatılan bilimsel araştırma ve koruma çalışmalarının<br />
sürdüğünü bildirdi.</p>
<p>Taşucu ve Gazipaşa hattındaki 1996 ve 1997 yıllarında 13 tane olduğu<br />
bilinen fok sayısının günümüzde 40&#8242;ı aştığını ifade eden Gücü, &#8221;Geçen<br />
yıl 5 ve 7 arasında yeni yavru doğması bekleniyordu. Ancak bunlardan<br />
ikisi kayalıklara çarparak, biri de dinamit baskısı sonucu ölmüştü.<br />
Bunların dışında yeni doğan yavru foklarla karşılaşırsak bizim için<br />
büyük sürpriz olacak&#8221; dedi.</p>
<p>Gücü, Ekim başlarında KKTC dahil Suriye&#8217;den Finike&#8217;ye kadar olan<br />
bölgede, fokların yaşadığı bilinen 40&#8242;ı aşkın mağarada kızıl ötesi<br />
sisteme sahip cihazlarla aynı anda izleme yapılacağına işaret ederek<br />
şöyle konuştu:<br />
&#8221;Daha önce elde ettiğimiz yeni bulgular, fokların yaşam alanlarının<br />
bilinenden geniş olduğunu gösterdi. Önümüzdeki günlerde başlayacağımız<br />
ve 2 ay aralıklarla 3 kez tekrarlayacağımız çalışmalarda, fokların<br />
olası göç yolları ve yayılım alanları tam olarak ortaya konacak.<br />
Çalışmalarımızda, Çevre ve Orman Bakanlığının koordinatörlüğünde<br />
BM&#8217;nin Özel Koruma Alanları Grubu&#8217;ndan sağlanan 10 tane yeni cihaz da<br />
kullanılacak.&#8221;</p>
<p>SU ALTI GİRİŞLİ MAĞARALAR<br />
Doç. Dr. Ali Cemal Gücü, anne fokların su altı girişli olmayan<br />
mağaralarda doğum yapmasının da ölüm riskini artırdığını söyledi.</p>
<p>Akdeniz sahillerindeki mağaraların, Moritanya sahillerindeki kadar<br />
büyük olmadığını belirten Gücü, &#8221;Moritanya&#8217;da 100&#8242;e yakın fokun aynı<br />
anda barınabileceği büyüklükte su altı girişli mağaralar mevcut. Bu<br />
gibi mağaralarda 30-40 yavru doğabiliyor. Ancak bizim sahillerimizdeki<br />
mağaralar yeterli büyüklükte ve hepsi de su altı girişli değil. Su<br />
altı girişi olmayan mağaralar ise fırtınalı günlerde yaşamsal açıdan<br />
tehlike oluşturuyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p>ntvmsnbc</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/145/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/145/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/145/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/145/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/145/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/145/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/145/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/145/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/145/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/145/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/145/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/145/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/145/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/145/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=145&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/10/07/iklim-degisikligi-foklari-da-vurdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1ce05f3465c176a10e2b9704c4604710?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erol2009</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Fransada Neler Oluyor</title>
		<link>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/09/13/fransada-neler-oluyor/</link>
		<comments>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/09/13/fransada-neler-oluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2009 12:22:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erol</dc:creator>
				<category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/09/13/fransada-neler-oluyor/</guid>
		<description><![CDATA[Fransa iklim değişikliği ile mücadele, biyo çeşitliliğin korunması ve genel bir enerji tasarrufunda ilerleme kaydedilmesine sağlayacak tedbirlerden oluşan bir kanun tasarısını kabul etmeye hazırlanıyor. Haber 104 maddeden oluşan tasarıda bu üç hedefe ulaşabilmek için belirlenen somut önlemlere yer veriliyor. Tasarı 7 Ocak’ta Fransa Bakanlar Kurulu’na sunuldu. “Ulusal Çevre Taahhüdü” adı verilen tasarı çevreyle ilgili konularda [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=144&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fransa iklim değişikliği ile mücadele, biyo çeşitliliğin korunması ve genel bir enerji tasarrufunda ilerleme kaydedilmesine sağlayacak tedbirlerden oluşan bir kanun tasarısını kabul etmeye hazırlanıyor. </p>
<p>Haber </p>
<p>104 maddeden oluşan tasarıda bu üç hedefe ulaşabilmek için belirlenen somut önlemlere yer veriliyor. Tasarı 7 Ocak’ta Fransa Bakanlar Kurulu’na sunuldu. </p>
<p>“Ulusal Çevre Taahhüdü” adı verilen tasarı çevreyle ilgili konularda 2007 yılında gerçekleştirilen ulusal çapta istişareler sonrasında hazırlandı. Fransız Çevre Bakanı Jean-Louis Borloo’ya göre taslak büyük bir “yasal alet çantası” niteliğinde. </p>
<p>Aşağıda teklif edilen önlemler yasal değişikliklerin yapılmasını gerekli kılıyor: </p>
<p>·     Binalarda ve genel olarak şehir planlamada enerji tasarrufunun arttırılması; </p>
<p>·     Ulaşımda süreklilik sağlayacak yöntemler bulunması ve ulaşımın zararlı etkilerinin azaltılması; </p>
<p>·     İklim değişikliği ile mücadelede yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi, enerji tasarrufu sertifikalarının daha geniş çaplı kullanımı ve CO2 depolanmasına ilişkin deneysel çalışmaların geliştirilerek belli bir çerçeveye oturtulması; </p>
<p>·     Biyo çeşitlilikte “ekolojik süreklilik” kavramının korunması, çiftlikler ve balık çiftliklerinde yetiştirilen ürünler için eko-etiket oluşturulması, sulak arazilerin ve genelde su kalitesinin daha iyi korunması; </p>
<p>·     Çevre sağlığında daha iyi idare ve atıkların yeniden değerlendirilmesi yoluyla ilerleme kaydedilmesi ve vatandaşların gürültü, radyo elektrik ve ışık kirliliğine karşı korunması; </p>
<p>·     Büyük özel ve kamu kuruluşlarında sera gazı emisyonlarının rapor edebilmeleri ve emisyonları düşürebilmeleri için daha iyi yönetimin başarılması. </p>
<p>Kanun tasarısının kabulü halinde 2012 yılından itibaren mevcut binaların yenilenmesiyle enerji tasarruf standartlarının uygulamaya konulması gerekecek. Tasarıya göre bireylerin yenilenebilir enerji mikro üretim araçlarını monte etmeleri ve gübre kullanımını kayda değer miktarda azaltmaları gerekecek. Ayrıca yenilenebilir enerji ağlarına bölgesel erişim ve uzun vadede de ürünlerde zorunlu CO2 etiketleme yöntemi yürürlüğe girecek. </p>
<p>Fransız çevre örgütü France Nature Environment (FNE) tasarıyı memnunlukla karşılarken ekonomik toparlanmayı hızlandırabileceğini ileri sürdü. Ancak kuruluş bu yasal alet çantasının çevrenin yeniden canlanmasını gerçek anlamda başarabilme noktasında eksik kaldığına inanıyor. </p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/144/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/144/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/144/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/144/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/144/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/144/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/144/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/144/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/144/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/144/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/144/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/144/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/144/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/144/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=144&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/09/13/fransada-neler-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1ce05f3465c176a10e2b9704c4604710?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erol2009</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yenilebilir Enerjiler Konusunda Güncelleme</title>
		<link>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/09/13/yenilebilir-enerjiler-konusunda-guncelleme/</link>
		<comments>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/09/13/yenilebilir-enerjiler-konusunda-guncelleme/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2009 12:00:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diğer Kampanyalar]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/09/13/yenilebilir-enerjiler-konusunda-guncelleme/</guid>
		<description><![CDATA[yenilenebilir enerji konusunda ülkemizde pek çok ortamda bilgi kirliliği ya da eksikliğinin giderilemediği ya da kamuoyu, tüketici ve karar vericilerin bilinçli olarak yanlış yönlendirilmelerinin hala önüne geçilemediği düşünüldüğünde, uluslararası alandaki en güncel verileri, en verimli politika ve uygulamaları, bu alandaki en güvenilir kurumların başında gelen &#8220;21. Yüzyıl için Yenilenebilir Enerji Politikaları Ağı&#8221; yayınından izlemek her [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=142&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yenilenebilir enerji konusunda  ülkemizde pek çok ortamda bilgi kirliliği ya da eksikliğinin giderilemediği ya da kamuoyu, tüketici ve karar vericilerin bilinçli olarak yanlış yönlendirilmelerinin hala önüne geçilemediği düşünüldüğünde, uluslararası alandaki en güncel verileri, en verimli politika ve uygulamaları, bu alandaki en güvenilir kurumların başında gelen &#8220;21. Yüzyıl için Yenilenebilir  Enerji Politikaları Ağı&#8221; yayınından izlemek her zaman için yararlı olabilir.</p>
<p>2005 yılından bu yana yayınlanan bu raporun 2009 Sürümüne http://www.ren21. net/pdf/RE_ GSR_2009_ Update.pdf adresinden erişilebilir.</p>
<p>Raporda 2008 yılında tüm dünyada devreye alınan tüm yenilenebilir enerji teknolojilerinin sayısal dökümünün yanı sıra, 1990 yıllardan itibaren kurulu güç gelişimleri, yatırım/işletme maliyetleri, teknolojilerde gözlemlenen değişimler ve tüm bu gelişmelerin önünü açan  ulusal ve yerel politika seçenekleri ortaya konuluyor.</p>
<p>Bence raporda ortaya çıkan en çarpıcı sonuçlardan birisi, yıllık yeni kurulu güç verileri itibarı ile, 2008 yılında ABD ve Avrupada ilk defa fosil ve nükleer enerji santrallerinden daha fazla yenilenebilir enerji santralinin devreye girmiş olması. Sanırım bu açıdan 2008 bir dönüm noktası olarak ele alınabilir. </p>
<p>Almanya&#8217;nın dünya liderliğini güneşte İspanya&#8217;ya, rüzgarda ise ABD&#8217;ye kaptırması, Çin&#8217;in 2010 yılı için belirlediği 10 GW rüzgar hedefine 2 yıl önce hem de %20 fazlasıyla varması, ABD&#8217;nin tüm yatırımlarda birinciliği üstlenmesi, yine Çinin yıllık güneş gözesi (PV) üretiminde Japonyayı geçmesi, küresel ölçekte şebeke bağlantılı güneş gözesi kapasitesinin ve yıllık güneş gözesi üretiminin 2006&#8242;ya göre yaklaşık 3 kat artması, yıllık toplam yatırım hacminin 2006&#8242;ya göre 2 kat artması raporda göze çarpan diğer veriler.</p>
<p>2009 raporunda, ICLEI tarafından hazırlanan kentler ve yerel yönetimlerin yenilenebilir enerji politikaları da ayrıntıları ile ele alınıyor. Hindistan&#8217;ın 60 adet güneş kenti kurmayı planlaması, Sydney&#8217;in elektrik tüketiminin tamamını (%100) yenilenebilir enerjilerden sağlama kararı, Barcelona&#8217;nın ardından Sao Paolo ve Porto Allegre&#8217;nin konutlarda güneş kollektörlerini destekleme kararı ilginç örnekler. Almanya&#8217;nın Güneş Kenti Freiburg&#8217;da ICLEI trarafından her 2 yılda bir düzenlenen Yerel Yenilenebilir Konferansı bu alandaki son gelişmeleri izlemek için önemli fırsatlar sunuyor. http://www.iclei- europe.org/ index.php? id=6823</p>
<p>Tüm bu veriler, kamunun etkin ve kararlı rolünün, sivil toplumun bilinç ve duyarlılığının, sürekli desteklenen yeni teknolojik gelişmelerin  yenilenebilir enerji alanındaki ilerlemelerin en önemli itici güçlerini oluşturduğunu ortaya koyuyor. Yönetimdeki iktidarların iklim değişikliği alanında izledikleri kararlı ya da zayıf politikalar ise özellikle ABD, İspanya, Çin&#8217;de son yıllarda izlenen atılımlar ile İngiltere&#8217;deki durağanlık ve Almanya&#8217;daki gerilemenin ortak noktasını oluşturuyor. </p>
<p>Tüm bunların ardından Avustralyanın iklim değişikliği alanındaki kararsızlıkları nın ya da Japonya&#8217;da 50 yıllık liberal parti iktidarını deviren ve eskisine göre 3 kat daha fazla sera gazı salım azaltımı hedefleyen yeni hükümetin politikalarını n gerek yenilenebilir enerji gerek Aralık 2009&#8242;da Kopenhag&#8217;da düzenlenecek COP15&#8242;te kararar bağlanacak 2012 sonrası küresel iklim politkalarını nasıl etkileyeceği merak konusu. 27 Eylüldeki Alman genel seçimleri ise bu alandaki en kritik hesaplaşmaya sahne olacağa benziyor.   </p>
<p>Yunus ARIKAN<br />
ICLEI</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/142/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/142/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/142/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/142/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/142/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/142/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/142/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/142/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/142/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/142/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/142/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/142/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/142/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/142/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=142&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/09/13/yenilebilir-enerjiler-konusunda-guncelleme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1ce05f3465c176a10e2b9704c4604710?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erol2009</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ambalaj Malzemeleri ve Sağlık</title>
		<link>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/09/09/137/</link>
		<comments>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/09/09/137/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 13:01:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/?p=137</guid>
		<description><![CDATA[Sıcak çayla doldurulmuş plastik bardaklar tehlike saçıyor! Su damacanalarından, alüminyum folyoya birçok ambalaj yiyip içtiklerimize geçiyor. Dr. Memduh Sami Taner günlük hayatımıza “sızan” kimyasalları anlattı. Ege Üniversitesi’nden radyokimyager ve radyofarmasist Dr. Memduh Sami Taner günlük hayatımızda yaygın olarak kullandığımız bazı ambalaj malzemelerinin tehlikelerine dikkat çekiyor. Dr. Taner’e göre, içindeki yiyecekle tepkimeye girmeyen, hiçbir kimyasal madde [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=137&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://gokkusagiprojesi.files.wordpress.com/2009/09/plastik-bardak.jpg?w=468" alt="plastik bardak" title="plastik bardak"   class="alignright size-full wp-image-140" />Sıcak çayla doldurulmuş plastik bardaklar tehlike saçıyor! Su damacanalarından, alüminyum folyoya birçok ambalaj yiyip içtiklerimize geçiyor. Dr. Memduh Sami Taner günlük hayatımıza “sızan” kimyasalları anlattı.</p>
<p>Ege Üniversitesi’nden radyokimyager ve radyofarmasist Dr. Memduh Sami Taner günlük hayatımızda yaygın olarak kullandığımız bazı ambalaj malzemelerinin tehlikelerine dikkat çekiyor. Dr. Taner’e göre, içindeki yiyecekle tepkimeye girmeyen, hiçbir kimyasal madde sızdırmayan “cam ambalajlar” tercih edilmeli.</p>
<p>Plastik bardak, tabak, çatal<br />
Plastik bardak ve malzemeler ile sıcak içecek-yiyecek tüketimi ciddi olarak terk edilmesi gereken, Sağlık Bakanlığı’nca üretimine müdahale edilmesi gereken bir konudur. Maliyeti düşürmek ve daha çok kar elde edebilmek için “çok ince” plastik bardak ve tabak üretildiğine şahit olmaktayız. Bu tür malzeme ile tüketilen 70-90 derece sıcaklığındaki içecek, içinde bulunduğu polimer (plastik) malzemeyi ısı etkisi ile çözerek, monomerlerine ayırmaktadır. Bu monomerler ise tehlikeli kanserojen malzemelerdir.</p>
<p>Köpük bardak<br />
Köpük, polimer bir malzemedir. Yukarıda açıklanan plastik malzemelere göre ısıl müdahalelere dayanıklılığı daha yüksek gibi görülse de gözenekli yapısı dolayısıyla 100 derece sıcak sıvılar bu materyalin (ör. polistiren) çözünmesini sağlayabilir. Bu durumda yine monomerik gruplar sıvıya geçecek ve oral yolla bünyeye toksik madde alımı gerçekleşebilecektir.</p>
<p>Kağıt bardak<br />
Sıcak su ile ilişkiye en az geçme ihtimali, kağıt bardaklar için geçerlidir, özellikle ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği’nde kağıt bardak yaygın kullanımdadır. İnsan ve çevre sağlığı açısından geri dönüşümlü materyallerin kullanımı zorunlu ve öncelikli bir konu olduğundan yurtdışında soğuk-sıcak her türlü içeceklerin perakende satışı kağıt bardak ile yapılmaktadır. Ülkemizde ise plastik malzemeler halen yoğun olarak kullanılmakta ve çevre kirliliğine sebep olmaktadır.</p>
<p>Su ve gazlı içeceklerin plastik şişeleri<br />
Suyun dolumunda kullanılacak kaplar Sağlık Bakanlığı’nın iznine tabidir. Bu kaplar, suyun niteliğini değiştirmeyecek ve su ile etkileşmeyecek, izin alınmış bir maddeden yapılır.<br />
Ambalajda cam dışındaki malzemeden yapılmış kapların kullanılması halinde, bu kapların sağlık açısından sakıncalı olmadığına, kullanım ve üretimine ilişkin bilgi ve belgeler, ilgili bakanlığa sunularak izin alınır.<br />
Geri dönüşsüz (iade edilmeyen) plastik kap ve şişeler polietilen (PET) ve polivinilklorür (PVC) olarak bilinen polimerlerden, iadeli plastik kaplar ise Polikarbonat adı verilen polimerik malzemeler kullanılarak üretilmiş damacanalardan oluşmaktadır. Bu polimerler üretilirken sağlık açısından çok riskli hammaddeler ile yola çıkılır. Hatta polikarbonatın üretimindeki hammaddelerden biri de çok tehlikeli olan fosgen’dir* (fosgen, en çok bilinen kimyasal silahtır). Suyla etkileşimi minimal derecede olacak şekilde üretilse de yumuşak (memba) suyu her zaman iyi bir çözgendir, asitli içeceklerde ise çözücü karakter daha da baskındır. Böyle olunca da tüketicilerin uzun süre polimerik malzemeli ambalajda beklemiş içecekleri tercih etmemeleri önerilir. Polimerin çözünmesi ile ortaya çıkan monomer haricinde, polimerin üretilmesi sırasında polimerik yapıya hapsolmuş safsızlık ve katalizör denilen kimyasalların da içeceğe geçmesi, dolayısı ile tüketicilerin oldukça tehlikeli kimyasallara maruz kalması olasıdır.<br />
Yukarıda bahsi geçen tehlikeyi düşünerek ilgili kurumlar önleyici kurallar hayata geçirmişlerdir. Bu nedenle suyun dolumunda kullanılacak kaplar, ilgili bakanlığın iznine tabidir. Bu kapların dolum öncesinde özel dedektör ve benzeri sistemler kullanarak polimer niteliğinin değişmediğinin kontrol edilmesi gerekir. Sonuç olarak, maliyeti yüksek olsa da cam malzemeden oluşmuş damacanaların piyasada bulunmasının önemli faydası olacaktır. Polimerik malzemelerin ısı ve ultraviyole ışınlardan etkilenerek bozunabilmesi de muhtemel olduğundan tüketicilerin aynı kapta su veya asitli içecekleri çok uzun süre bekletmemeleri, beklemiş ise kullanmamaları önerilir.</p>
<p>İçme suları ile ilgili olarak, Sağlık Bakanlığı tarafından son çıkartılan yönetmelik; İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik’tir. Bu yönetmelik Avrupa Birliğine Üye Ülkelerce esas alınan İnsani Kullanım Amaçlı Suların Kalitesine Dair 98/83/EC sayılı Konsey Direktifi, Doğal Mineralli Suların Çıkartılması ve Pazarlanmasına İlişkin Üye Devletlerin Kanunlarının Uyumlaştırılması Hakkındaki 15/7/1980 tarihli ve 80/777/EEC sayılı Konsey Direktifi ile Doğal Mineralli Sular İçin Konsantrasyon Limitleri ve Etiketleme Bilgileri Hakkında Liste Oluşturulması ve Doğal Mineralli Suların ve Kaynak Sularının Ozonla Zenginleştirilmiş Hava ile İşleme Tabi Tutulmasının Şartlarını Belirleyen 16/5/2003 tarihli ve 2003/40/EC sayılı Konsey Direktifine paralel olarak hazırlanmıştır.<br />
Avrupa Birliği standartlarına uygun üretim şartları ve zorunluluğu kabul edildiyse de, geçmişte izin almış olan firmalar, ozonlama ile dezenfeksiyon konusunda 2006 sonu, Avrupa komisyonu direktiflerine uygunlaştırılmış birçok hayati düzenlemeyi ise 31/12/2007 tarihine kadar işletmeleriyle uyumlaştırmak zorundadır. Bu arada geçen sürede kontrol ve denetimlerde birçok detayın atlanması, kural ihlali, bizim gibi ülkelerde kuvvetle muhtemeldir.<br />
*bkz : Türk Gıda kodeksi yönetmeliği ek:34</p>
<p>Konserve tenekeleri<br />
Günümüzde konserve ile taze gıda arasındaki farkı bilinçli ve eğitimli olan çoğu insan biliyor. Kişi bu farkı teorik olarak bilemiyorsa bile tad alma organı dolayısı ile birşeyleri fark edebilir.<br />
Raf ömrü en az iki yöntemle uzun tutulabilir; bir gıda üretimi esnasında steriliteyi (hijyen) sağlayarak, iki stabilizan (koruyucu) denilen kimyasalları ürüne katarak. Konu kimyasal katkı maddelerine gelince ise, işin sağlık boyutu daha çok önem kazanmaktadır. Gıda maddelerinde izin verilen ölçülerde kimyasal katkı maddeleri kullanılabilir, bu kimyasallara ait yasal limitler önemli bilimsel-toksikolojik çalışmalar ve hayvan testleri ile tespit edilmiştir. Ayrıca, zehirlenme vakalarındaki tedaviler sırasında yapılan araştırmalarla da limitler netleştirilmiştir.<br />
Gıda mevzuatı sorunsuz, gıda üretim ahlakı ve kültürü, kalite bilinci olan, bunun yanında insan hayatına önem veren, tüketici hakları konusunda yol almış ülkelerde ideal miktarlarda katkı maddesi kullanımına rastlarsınız. Ölçüsüz para hırsı ve acımasız rekabet ortamı, bu tür değerlerin dikkate alınmasına engel olur. Daha çok satış kaygısı, katkı maddeleri için izin verilen limitlerin aşılmasını rastlanır kılar.<br />
Ülkemiz Avrupa Birliği ile entegrasyon sürecinde bir çok düzenlemeleri ulusal mevzuatına eklemlendirmişse de uygulamada henüz büyük problemler vardır. Hatta bazı yönetmeliklerde, sadece AB’ye satılacak ürünlerde gerekli kriterlerin sağlanması ifadesi vardır. Oysa, Türkiye’de yaşayan insan ile Avrupa’daki arasında biyolojik farklılık yoktur. Zehirlenme, kanser ve nörolojik sorunlarla sonuçlanabilecek sağlık riskleri açısından herkes eşittir. Tekrar etmekte fayda var; ambalajın en sağlıklısı CAM’dır.</p>
<p>Konserve kaplarının şişmesi, ekşi ve acı tatlar, çeşitli asidik ve kötü kokular, konserveyi oluşturan malzeme ve sıvının rengindeki kararmalar ambalaj veya içerik kaynaklı bir bozukluğu haber verir. Bu tür ürünler tüketilmemeli, kötü ambalaj ve içeriği ile “kanıt” haline gelmiş ürün, ilgili firma ve yetkili mercilere derhal şikayet edilmelidir.<br />
Teneke ambalaj dediğimiz ambalajlar, iç yüzeyi inert (kimyasal olarak ilgisiz) bir polimerik malzemeyle kaplı ise standartlara uygundur. Fakat bu tür bir önlem alınmadan salt metal ambalaj ile gıda veya gıda maddesinin suyunun teması söz konusu ise, tüketilecek gıdaya çok dikkat edilmelidir. Uzun süre beklemiş gıdaların tüketilmesi çok riskli olup son kullanma tarihine yakın ürünler tüketilirken “metalik bir tat” hissedilirse, gıdanın tüketilmesi sakıncalı olacaktır. Son kullanma tarihi geçmiş olsun olmasın bu tür bir tat alınıyorsa gıda maddesi tüketilmemeli, tüketicilerin başvurması gereken noktalara veya ilgili firmaya bu konuda şikayet bildirimi yapılmalıdır.</p>
<p>Gıda bozulmaları sağlığımızı nasıl etkiler?<br />
Bozuk gıda maddeleri zaman zaman ölümle sonuçlanabilen ve gıda zehirlenmesi olarak ifade edilen zehirlenme olaylarının başlıca nedeni olabilmektedir.<br />
Bozuk gıdaların tüketilmesiyle oluşabilen başlıca hastalık belirtileri; kusma, karın ağrısı, ateş, ishal, baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, çift görme, yutkunma zorluğu, ağız kuruması, dilin şişmesi, bağırsak krampları, terleme, titreme, kanlı-sulu dışkı, karaciğer ve böbrek hastalıklarıdır.<br />
Bu hastalıklar genellikle bozuk gıda yenildikten 2 ila 48 saat sonra görülmeye başlar ve hastalık etmeni yok oluncaya kadar devam eder.</p>
<p>Alüminyum folyo<br />
Isıtma işlemi yapmaksızın, tamamen koruma amaçlı olarak alüminyum folyo içinde “gıda saklamak” sağlıklıdır, ancak yüksek ısıda (fırın, mikrodalga) su oranı yüksek gıdaların folyo içine hapsedilerek pişirilmesi sakıncalı olabilmektedir. Yüksek ısı ve yiyeceklerin pişirilmesi esnasında çıkan kimyasal içerikli buhar, ince alüminyum folyo ile reaksiyona girebilir. Sonuç olarak folyoyu oluşturan alüminyum metalinin, alüminyumun bir bileşiği halinde çözünerek gıdaya karışması ve bünyeye girişi, yani vücutta metal birikimine sebebiyet vermesi çok mümkündür.<br />
Buzdolabının sağladığı 4-6 derece sıcaklıkta alüminyum folyo ile uzun süreli saklama yapmak sağlıklıdır. Gıdanın ıslak, asidik, bazik karakterde olmamasına dikkat edilmelidir.</p>
<p>Streç film ve buzdolabı poşetleri<br />
Polimerik malzeme olduğu için streç film dikkatli kullanılmalıdır. Neyse ki dayanıksız bir malzeme olduğu için “tek kullanımlık” özelliğe sahip bir materyaldir. Streç film, evlerde gıda ile etkileşimi söz konusu olmadan fonksiyonunu yerine getirmekte ve atık haline gelmektedir. Ancak yemeklere karışmaması, ısıtma-pişirme esnasında kaplarda ve gıdaların iç yüzeylerinde bulunmaması çok önemlidir.</p>
<p>Poşet çaylar<br />
Ülkemizde poşet çayların kullanımı hızla artarken sağlık açısından getireceği riskler de daha çok dikkate alınmaya başlamıştır, poşeti oluşturan ambalaj malzemesinin niteliği, gözenekli olan bu malzemenin polimer lifli yapıya sahip olması, sıcaklığa bağlı olası yapısal değişimleri ve metal zımba kullanılmış olması istenmeyen özelliklerdir.<br />
Şayet poşeti oluşturan gözenekli, kağıt hissi veren malzeme sentetik elyaf veya polimer içerikli bir maddeden yapıldıysa bu sağlık açısından sakıncalı sonuçlar doğurabilir. Başta karaciğer, böbrek olmak üzere vücuttaki değişik organ ve dokularda olumsuz etkiler yaratabilir.<br />
Poşet üzerindeki metal zımba ise mineral içerikli, asidik (-veya bazik) ve sıcak bir sıvı olan çay içinde normal sürenin üzerinde beklediği zaman çözünmeyle sonuçlanan kimyasal bir etkiye uğrayarak, ağız yolu ile alınan “ağır metal iyonu maruziyeti” oluşturabilmektedir. Bu durumda vücutta metal birikimi söz konusu olacaktır. Vücutta biriken ağır metal iyonları, karaciğer, beyin ve akciğerde çeşitli sorun ve hastalıklara sebep olabilmektedir.<br />
Limonlu çay içme alışkanlığı olanların metal zımbalı poşet çay kullanmaktan sakınmaları gerekir. Hava kirliliği, kalitesi düşük gıdalar, ilaçlar, aşırı mineralli sular ve diş hekimliğinde kullanılan dolgular dolayısı ile kentsel doku içinde yaşam sürdüren çağımız insanı, zaten vücudunda normalin üzerinde bir metal birikimi ile yaşamaktadır. Poşet çay üzerindeki zımba veya benzeri sakıncalı gıda ambalajları bu birikimi hızlandırarak, kanser, çeşitli nörolojik hastalıklar, karaciğer, beyin, böbrek hasarına sebep olabilmektedir.<br />
Dünyada bu tür ürünlerin kullanımı yasaktır veya sıkı kurallarla sınırlanmıştır. Amerika’da FDA (Gıda ve İlaç Dairesi)’nın bu konularda aldığı önlemler çok sıkıdır. Gıda üretimi ve ambalaj malzemelerinde çok yoğun denetimler vardır, 2006 yılı mayıs ayında yürürlüğe konulan yeni kurallar gereği Amerika’daki gıda üreticileri, HACCP haricinde bir de GMP kurallarının etkinleştirildiği üretim biçimleri ile gıda üretimi yapmak zorundadırlar. GMP (Good Manufacturing Practice = İyi üretim uygulamaları) ile tüketicinin, sağlıklı, hijyenik ve kaliteli gıdaya ulaşması ürünle buluşması güvence altına alınmıştır. Bu güvence, gıdanın içeriği ve temas ettiği ambalajı da kapsamaktadır. Gelişmiş Batı ülkelerinde zımba yerine dikiş ile veya doğal yapıştırıcı ile poşetin ipe tutturulduğu ambalaj şekillerine rastlanmaktadır.<br />
Sıcak suya konulan çay poşetlerinin ısıyla bozunmayacak, lifli doğal malzemelerden yapılmış olması gerekir. Sentetik selüloz liflerinden imal edilen poşet materyali kullanılmamalıdır. Tarım Bakanlığı’nın ve Sağlık Bakanlığı’nın etkin kıldığı bir yönetmelikle, hem üreticiye hem de tüketiciye çay konusunda her türlü bilgi verilebilmeli, üretimde istenen ambalaj kriterleri net olarak ifade edilebilmeli ve yenilikler herkesin ulaşabileceği bir açık zeminde (internet) bulunmalıdır. Çünkü ülke genelinde en çok tüketilen ve kültürel bir öğe haline gelmiş yegane içecek çaydır. 13.12.1996 tarih ve 22846 sayılı Resmi Gazetede ilk kez yayınlanıp, 2003 yılına dek iki kez minör değişiklikler yapılan ve bu gün yürürlükte olan “siyah çay tebliği”, içerik açısından oldukça kısıtlı bir metindir.<br />
Konuyu biraz daha açacak olursak, sıcak su her türlü çözünmeyi, deformasyonu ve parçalanmayı sağlayan bir ortamdır. Hele hele sıcak su asitlendirilmiş (limon, kuşburnu vb. ekşi tat) veya bazikse (adaçayı, ıhlamur; acımtırak tat), ayrıca içeriğinde mineral ve çeşitli iyonlar var ise bu durumda sıcak su güçlü bir çözgen gibi davranarak çay adını verdiğimiz “kurutulmuş bitki tozu”nun yanında ambalajın da çözünmesini sağlar. Kişi bu çözeltiyi (karışımı) içince hem faydalı hem de toksik birçok maddeyi vücut içine almış olacaktır.<br />
Aslında salt bitkiyi suda “ideal süre” bekleterek veya kaynatarak içecek hazırlamak en sağlıklı yoldur. Ancak tempolu ve çağdaş yaşam bizleri bu tür endüstriyel işlemlere uğrayarak hazır hale getirmiş ürünleri kullanmaya zorlamaktadır. Bireysel olarak bunlardan kaçış söz konusu olamıyorsa, yetkili otoritelerin ve sivil toplum kuruluşlarının (Tarım Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Tüketici derneklerinin) üretim alanına kesin kurallar koyarak düzenleyici ve denetleyici fonksiyonlarını baskın kılması gerekir.</p>
<p>Bu fonksiyonlar,</p>
<p>Yönetmeliklerle, ilgili gıda ve ambalaj malzemelerinin standartlarını belirlemek ve toksik etki göstermeyen tür ambalaj malzemelerinin kullanımını zorunlu kılmak, Cezai müeyyideleri netleştirerek, halk sağlığını üstün kılmak, Sık ve etkin denetlemeleri gerçekleştirmek, Gelen şikayetleri önemsemek ve üzerine gitmek, Halkı bilinçlendirmek olarak sayılabilir.</p>
<p>Kişisel olarak özel alanlarımda poşet çayı tercih etmemekteyim ama sosyal ortamlarda, hazırlanışına müdahale edemediğim içeceklerin sunulduğu yerlerde, uçakta, otobüste, poşet çay kullanmak durumunda kalabiliyorum. Tüketici, ambalaj malzemesi “naylon hissi” veren ve metal zımba içeren poşet çay yerine su ve ayran içmek gibi bir tercih yapabilir. Önerilebilecek en pratik çözüm bu olabilir. Poşet çayı kullanmak kaçınılmaz ise önce şekeri atmak, suyun olabildiğince ılımasını beklemek, ideal ambalaja sahip olmayan “sallama çay poşetini” kısa süreli olarak suda tutmak çok daha faydalı bir yöntem olabilecektir. Bir GMP uzmanı olarak ben böyle yapıyorum.</p>
<p>Naylon poşetler<br />
Çevre kirliliğine sebep olan en büyük kaynaklardan birisi de market-zincir mağaza, pazar vb. alışveriş ortamlarında kullanılan taşıma amaçlı poşetlerdir. Kentsel yaşamın bizlere dayattığı bir mecburiyet de bu poşetleri kullanmaktaki alternatifsizliktir. AB ülkeleri ve diğer birçok ülkede bu durum maalesef sürmektedir.<br />
ABD’de geri dönüşümlü ambalaj malzemesi kullanma zorunluluğu ve çevre hassasiyeti, ayrıca denetleme ve çevre sağlığı için ihbar-şikayet müessesesinin etkinliği sayesinde çoğu market zincirinde kağıt veya doğada parçalanabilir nitelikteki yapıya sahip ambalaj malzemesi –poşet- kullanımı söz konusudur.<br />
Bu malzemelerin direkt olarak sağlık üzerine olumsuz etkisi yoktur, çünkü satın alınan gıda maddeleri zaten kendi ambalajındadır. Gıdalar marketten alındıklarında ya ideal ısıda ya da soğukturlar. Halk arasında “naylon poşet” dediğimiz bu malzeme ile gıda maddeleri birebir temasa geçmezler. Bu poşetlerin zararlı yanı; atık olarak bizden çıktıktan sonra çevreyle olan olumsuz ilişkileriyle başlar. Katı atık toplama ve çöp geri kazanım tesislerinde poşet atıkların azaltılması, toplanması, yakılması sağlıklı olabilir, aksi takdirde yüzyıllarca parçalanmayan bir materyal doğaya karışmış olacaktır.</p>
<p>Kolonyalı mendil<br />
Kolonyalı mendil, içeriğindeki alkolün varlığı, çözücü ve bakteri kırıcı etkisi dolayısıyla hızlı pratik ve estetik (kozmetik) bir el ve yüzey temizleyici malzemedir. Burada dikkat edilmesi gereken kolonyalı mendillerin içerdiği alkolün karakteridir. Tüketiciye sunulması gereken, etil alkol veya isopropil alkol içerikli kolonyalı mendillerdir.<br />
Ancak ruhsatsız ve kontrolsüz üretim yerlerinde kolonyalı mendil içeriğinde olması gereken alkol yerine farklı bir alkol kullanılması olasıdır. Kullanılması yasak olan metanol yani metil alkol’dür. Ülkemizde, metanolün alkollü içkilere katılarak piyasaya sunulması şeklinde sahtecilik olayları yaşanmış, birçok can kaybı söz konusu olmuştur. Üretim alanlarının denetimden uzak oluşu, tarım, sanayi, ve sağlık bakanlığının denetim kadrolarının çok kısıtlı olması yüzünden bu tür sahtecilik girişimlerine her an rastlamak mümkündür. Eğer kolonyalı mendillerde metil alkol kullanımı olasılığı var ise (kontrolsüz bir sektörde bu şaşırtıcı değildir) bu durumda tüketicinin mağdur olması, göz, cilt ve burun içi mukoza ve akciğer dokusunda harabiyetle sonuçlanan sağlık riskleri çok muhtemeldir.<br />
Hele hele etanolün satışı kontrollü ve pahalı ise ve metanolü temin etmek etanolden daha kolay ve ucuz ise bu tür sahtecilikler mutlaka beklenmelidir. Günümüzde hastaneler dahi etanolü kontrollü olarak satın alabilmektedirler. Kaçak içki üretimini engellemek için etanol üretimi devlet kontrolünde ve kayıtlı olarak yapılmaktadır. Tehlikeli olan metanol ise rahatça bulunabilir bir malzemedir. Özellikle biyodizel üretiminin popüler ve kontrolsüz yapılıyor oluşu, bu sektörde girdi olarak kullanılan teknik metanolün ülke çapında kullanımını arttırmıştır. Buradan diğer sektorlere (kolonyalı mendil üretimi, ruhsatsız alkollü içecek üretimi vb.) metanol kaçağı çok muhtemeldir.</p>
<p>Sadece insana değil, çevreye de zararlı<br />
Plastik maddeler, yani sentetik-polimerik kimyasallar, doğada parçalanması, yok olması en uzun süre alan sentetikler arasındadır. Doğa biyolojik kökenli her atığı belli bir süre zarfında kolayca yaşam döngüsünde faydalanılabilir bir malzemeye dönüştürebilmektedir, dönüştürme işleminde en çok da mikrobiyolojik işlemler geçerli olmaktadır. Sentetik malzemeler ise mikrobiyal-bakteriyel müdahaleye açık değildir.<br />
Bazı çalışmalar, yeni keşfedilen bakteriler sayesinde plastiklerin ortadan kaldırılmasının mümkün olacağı yönündedir ancak bunlar henüz pratik yaşama geçirilmemiş deneysel çalışmalardır. Şu an yakma haricinde herhangi bir çözümü olmayan katı atık yok etme sistemleri, plastiğin mevcut haliyle çevreye verdiği zarara çok benzer bir oranda hava kirliliği oluşturarak yok edilmesine neden olmaktadır. Plastik içeriğindeki kimyasallar toksik gazlar çıkararak yanma reaksiyonu vermektedir. Bu da yakma yöntemini riskli ve arzu edilmeyen bir hale sokmaktadır. Plastiğin tekrar kimyasal işlemden geçirilerek değerlendirilmesi ve polietilen eldesi mümkünse de geri kazanımla elde edilen hammadenin içerdiği kirlilikler bir handikap olarak görülmektedir.</p>
<p>En sağlıklı ambalaj<br />
Ambalaj malzemelerindeki gelişmeler ve malzeme bilimi çok hızlı bir şekilde gelişiyor, içine aldığı gıda maddesinin kimyasal yapısı ile en az ilişkiye geçen ambalaj en sağlıklısıdır. Günümüzde çok dayanıklı polimerler geliştirilmiş durumdadır ancak bahsi geçen malzemelerin maliyeti bunların yaygınlaşmasını engellemektedir. En iyisi, en ideali “her zaman ‘CAM AMBALAJ’”dır.</p>
<p>Dr. Memduh Sami TANER (Ph.D.)<br />
Radyokimyager, Radyofarmasist</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/137/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/137/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/137/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/137/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/137/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/137/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/137/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/137/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/137/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/137/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/137/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/137/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/137/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/137/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=137&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/09/09/137/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1ce05f3465c176a10e2b9704c4604710?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erol2009</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://gokkusagiprojesi.files.wordpress.com/2009/09/plastik-bardak.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">plastik bardak</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Arıların Kayboluşlarındaki Sır Çözüldü</title>
		<link>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/09/09/arilarin-kayboluslarindaki-sir-cozuldu/</link>
		<comments>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/09/09/arilarin-kayboluslarindaki-sir-cozuldu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 12:36:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/09/09/arilarin-kayboluslarindaki-sir-cozuldu/</guid>
		<description><![CDATA[Son yıllarda, zaman zaman ABD&#8217;de, zaman zaman Avrupa&#8217;da, arıların esrarengiz biçimde ortadan kaybolduğu yolundaki haberler sıkça gündeme geldi. Bilim adamları ise arıların olmadığı bir dünyada, yaşamın da yok olacağı uyarısını hep yaptı. Şimdi ise arıların esrarengiz kayboluşuna açıklık getirebilecek ilginç bir araştırmanın sonucu ortaya açıktı. Hindistan haber ajansı &#8220;Press Trust of India&#8221;da yer alan habere [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=133&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://gokkusagiprojesi.files.wordpress.com/2009/09/ari.jpg?w=468" alt="Ari" title="Ari"   class="alignright size-full wp-image-135" />Son yıllarda, zaman zaman ABD&#8217;de, zaman zaman Avrupa&#8217;da, arıların esrarengiz biçimde ortadan kaybolduğu yolundaki haberler sıkça gündeme geldi.</p>
<p>Bilim adamları ise arıların olmadığı bir dünyada, yaşamın da yok olacağı uyarısını hep yaptı.</p>
<p>Şimdi ise arıların esrarengiz kayboluşuna açıklık getirebilecek ilginç bir araştırmanın sonucu ortaya açıktı. Hindistan haber ajansı &#8220;Press Trust of India&#8221;da yer alan habere göre, ülkenin güneybatısında bulunan Kerala eyaletindeki baz istasyonlarının, bölgedeki bal arıları için büyük tehlike oluşturuyor.</p>
<p>Bunun üzerine, çevreci zooloji profesörü Dr. Sainudeen Pattazhy&#8217;nin başlattığı araştırma, cep telefonlarının, çiçeklerin özünü toplayan işçi arılarının ölümünde etkili olduğunu gösterdi. Kerala&#8217;nın çeşitli noktalarında yapılan arıkovanı ölçümlerinde, arıların azaldığı belirlendi.</p>
<p>Dr. Sainudeen Pattazhy &#8220;Eğer baz istasyonlarının hızla artması engellenemezse, gelecek 10 yıl içinde bölgedeki bal arılarıı tamamen yok olacak&#8221; dedi.</p>
<p>Patthazhy&#8217;nin yaptığı bir deneyde, bal kovanının yanına yerleştirilen cep telefonunun koloniyi 5- 10 gün içinde dağıttığı ortaya çıktı. Cep telefonunun yaydığı manyetik alan nedeniyle işçi arılarının kovana dönemedikleri gözlemlendi.</p>
<p><a href='http://haber.mynet.com/detay/dunya/arilarin-kaybolusundaki-sir-cozuldu/468317'>&lt;mynet haber&gt;</a> </p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/133/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/133/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/133/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/133/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/133/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/133/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/133/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/133/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/133/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/133/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/133/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/133/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/133/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/133/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=133&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/09/09/arilarin-kayboluslarindaki-sir-cozuldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1ce05f3465c176a10e2b9704c4604710?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erol2009</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://gokkusagiprojesi.files.wordpress.com/2009/09/ari.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Ari</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>3G Hakkında haberler</title>
		<link>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/09/08/3g-hakkinda-haberler/</link>
		<comments>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/09/08/3g-hakkinda-haberler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 08:40:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diğer Kampanyalar]]></category>
		<category><![CDATA[3G]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/?p=129</guid>
		<description><![CDATA[Özgür Gürbüz&#8217;den iki haber&#8230; http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2009/09/cocuk-istiyorsan-cebinde-telefon-tasma.html http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2009/07/bogazici-universitesi-ogretim-uyesi.html<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=129&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özgür Gürbüz&#8217;den iki haber&#8230;</p>
<p>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2009/09/cocuk-istiyorsan-cebinde-telefon-tasma.html</p>
<p>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2009/07/bogazici-universitesi-ogretim-uyesi.html</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/129/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/gokkusagiprojesi.wordpress.com/129/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/129/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/gokkusagiprojesi.wordpress.com/129/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/129/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/gokkusagiprojesi.wordpress.com/129/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/129/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/gokkusagiprojesi.wordpress.com/129/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/129/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/gokkusagiprojesi.wordpress.com/129/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/129/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/gokkusagiprojesi.wordpress.com/129/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/129/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/gokkusagiprojesi.wordpress.com/129/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gokkusagiprojesi.wordpress.com&amp;blog=9351310&amp;post=129&amp;subd=gokkusagiprojesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gokkusagiprojesi.wordpress.com/2009/09/08/3g-hakkinda-haberler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1ce05f3465c176a10e2b9704c4604710?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erol2009</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
